EŞİK

Beşikten mezara, hep eşikler var hayatımızda. Olumlu olumsuz anlamlarıyla. Eşikler, kimi zaman görünür kimi zaman sezilir hâlde, geçişlerimizin sessiz tanıklarıdır. Yalnızca bir sınır değil; aynı zamanda koruyucudurlar. Sokak kapısının önündeki eşik dışarıdan gelecek kiri, tozu engeller. Evinizi temiz tutar. Balkon kapınıza yerleştirilmiş bir eşik fazla yağmur sularına engel olur. İçeriye su girmez.

Kim bilir, ilk eşiği kim, hangi ihtiyaçla, hangi düşünceyle yaptı? İlk kez nerede, hangi kapının önüne kondu? Bu basit gibi görünen yapı, aslında ne çok anlam taşır. Büyüklerimiz kapı eşiğinde durmayı, beklemeyi sevmezler evin bereketi kesilir derlerdi. Anadolu’da yeni gelin evinin eşiğinden geçerken türlü törenler yapılır. Kadim Anadolu kültüründe eşik, anlamın, dönüşümün ve kabulün sembolüdür.

Eşik bir tür engel gibi karşılık buluyor bende. Dışarıdan içeriye, yukarıdan aşağıya…O yüzden ‘aşılası’ bir olgu fikrini doğuruyor zihnimde. Aynı zamanda bir ikilik de doğurur: burası ve orası. Mekânı ayırır, düşünceyi kışkırtır, insanı sorgulamaya davet eder.

Aslında eşik fazla yüksek olmayan, aşmak için bir çaba gerektirmeyen alçacık bir engel ama görmez de takılırsanız hele de hızlı yürüyorsanız bayağı bir tökezletir. Tüm dengenizi bozar. Yok gibi yapamazsınız. Takılmak istemiyorsanız eşiğin varlığını unutmamalısınız.

Aşmak eylemi, eşik için çok yakışıyor. Küçücük bir engel ve aşmak! gerek… Aşmazsanız ne olur? Ya takılıp dengenizi bozarsınız ya da hep burada kalırsınız oraya gidemezsiniz.

Hayatın kendisi de eşiklerle doludur. Fizikte, kimyada, tıpta “eşik değer” denir; bir şeyin değişmesi, dönüşmesi için gereken o kritik nokta… Görünmez ama belirleyicidir.

Aslında dünyamızda önü arkası görülebilen bir yükseklik eşik. Ya manada? Manada eşikler, yeni olacak olanın hemencecik önündedir. Eşiğin arkasını görebiliyor muyuz? Bizi neyin beklediğini biliyor muyuz? Önünde tanıdığımız bildiğimiz her şey. Ya ötesinde?

Böyle düşününce eşik merak ve heyecan uyandırmıyor mu? Ya cesaret? Cesaret gerektirmiyor mu eşiği aşmak ve öbür tarafa geçmek. Peki eşiğin o tarafı bu tarafını aratırsa ne yapmalı. Ya pişman olursak aştığımıza. O zaman, beklentisiz ve razı olmak lazım.  Kaldı ki eşiği aşıp o tarafa geçtiğimizde belki de orası hiç yoktur. Fark eder mi? Olması gerekiyor mu?

Kim kime eşiğin o tarafında gül bahçesi vaad edebilir ki? Belki güller burada dikenler oradadır. Peki gülü sevdik de dikeninden mi kaçınacağız? Ne biliyoruz tüm güllerin dikenleri korumak için olmadığını.  Ayağımıza diken batsa oturup ağlayacak mıyız? Veya ağlıyoruz diye yürümekten vaz mı geçeceğiz!

Eşik, belki de tam burada anlam kazanır: durmak ile geçmek, korku ile cesaret, bilinen ile bilinmeyen arasındaki o ince, ama belirleyici çizgide… Ve insan, her seferinde, o çizgide yeniden kendini seçer.

Dilek YORULMAZ, Yazımsama Atölyesi

15-05-2022

3,1 dakikalık okuma 7 Haziran 2026 , , , ,

Yorum yazabilirsiniz

Yazar hakkında: Dilek YORULMAZ

Dilek YORULMAZ
Sistem Düşüncesi: Bütünlük Bilincine Doğru Bir Yolculuk
Ayrılıktan Bütünlüğe: Spiral Dinamikler ve Bütünlük Teorisi Işığında Toplumsal Bilincin Evrimi