Elbet bir adı vardı, ama bilgeliği adının yerine geçmişti: Herkes için o Bilge Kişi’ydi. Talebeleri vardı çevresinde ve Bilge Kişi her zaman talebelerinin kendi düşüncelerinde yücelmeleri için yol gösterirdi. Yol göstermek demek, sohbet etmek, görebilenin yüreğine ışıklar saçan sözcüklerle konuşmaktı.

Yine böyle sohbet günlerinden birinde herkese elma ikram etti. Hep beraber elmaları yediler geriye masada birkaç çekirdek kalmıştı. Bilge Kişinin elma ikram etmesinde bir hikmet gizliydi. Zaten onun her halinde bir hikmet vardı, anlayabilen anlardı.

Bilge Kişi masada kalan çekirdekleri eline alıp “Elmaları yediniz afiyet olsun. Şimdi bu çekirdeklere baktığınızda neler hissediyorsunuz ?” diye sordu. Kimi elmayı anımsadı, kimi ağacını, kimi bahar çiçeklerini. Bazıları da elma bahçelerini anımsadıklarını söylediler. Herkes bulunduğu yere göre düşüncelerini anlattı. Bilge Kişi onlara düşüncelerini daha genişletsinler diye elma çekirdeklerinin öyküsünü anlatmaya başladı:

Bir gezgin yorulduğunu hissettiği anda, dinlenmek için bir ağacın gölgesine oturur. Yanında bulundurduğu azıktan birkaç elma yer ve çekirdeklerini yere atar. “Oh! Rahatladım, serinledim, tatlı sulu elma ile karnımı doyurdum. Şimdi kendimi daha rahat hissediyorum“ der ve yoluna devam eder.

Gezgin yoluna devam ededursun, elmalardan arta kalan çekirdekler de aralarında gevezelik etmeye başlarlar. Boş laflar ve heveslerle oyalanırlar. İçlerinden biri düşünmeye başlar ve kendi kendine sorar.

“Ben neredeyim, kimim, nereden geldim, nereye gideceğim ?” der ve böylece çekirdek içine kapanır. Dışarıdan bakıldığında diğer arkadaşlarına bir garip görünür. Arkadaşları evvela merak ederler, hasta oldu diye üzülürler. Halbuki çekirdekçik düşünerek kendini bulmaya ve tanımaya çalışmaktadır. İçinde bir seyahate başlar. Düşündükçe önündeki bulutlar aralanır.

Biraz evvel elma yiyen gezginin elinde elma olduğunu hisseder ve birden “Ben bir elmayım!” diye bağırır. Onu duyan arkadaşları, “Vah vah, bizim arkadaş şaşırdı !” derler.

Çekirdekçik kimseyi görecek halde değildir. Öyle derin düşüncelere dalar ki düşündükçe görüşü şeffaflaşır. Önce bahar çiçekleri olduğunu, sonra kendini bir elma ağacında bir sürü elmalar ve yapraklarla görür.

Hissettikleriyle bu sefer; “Ben bir elma ağacıyım!” diye bağırınca, artık arkadaşları, “Bu iyice aklını kaçırdı” diyerek alay ederler.

Onlar alay ededursun, bizim çekirdekçik düşüncelerinde aslını, özünü bulur.  Ağacın kılcal damarlarında seyahat ederek köküne varır. “Ne güzel kökler” diye düşünür. Bu köklerin yine kendi gibi bir küçük çekirdekten oluştuğunu anlayınca derin bir mutlulukla vecde gelir. “Ah ben bir çekirdeğim!” diye sesli düşünür. Arkadaşları o zaman, “Oh be bizim arkadaş iyileşti, kendine geldi” diye sevinirler.

Aslında ‘kendine geldi’ gelmesine de onu anlayan bilir.

Çekirdekçik, “Küçük bir çekirdeğim ama kabuğumu çatlatır ve kırarsam içimdeki ÖZ yeşerir. Önce bir fidan, sonra ağaç olurum, çiçek açar, allı yeşilli, sarılı elmalar veririm. Bazen olgun, bazen ham, hatta kurtlu bile olabilirim. Olsun hepsi de bir ağacın meyvesi ve AYNI ÖZ SUYUNDAN BESLENİRLER. Kökleri çok derinlerde, sonsuz boyutlarda… ÖZÜN’ün ÖZÜ’nü arar gibiler… ”

Çekirdekçik bu düşüncelerle dolmadan önce, gezginin elmaları yerken duyduğu hazzı ve huzuru hatırlar. “Aman Allah’ım! Bu ne büyük mutluluk! Daha nice gezginleri ve insanları böyle mutlu etmek isterim” der.

O zaman yine düşünür ve insanlara faydalı olabilmek için toprağa girmeye razı olur. O artık geleceğini görmüştür. Tevazu ile tekrar toprağa girer. Toprak onu bağrına basar. Rahmetle beslenip, gün ışığına, güneşe kavuşacak, olgunlaşıp evvela fidana dönüşecektir, sonra ağaç ve çiçekler, elmalar…  Ardından da mutlu insanlar…

Sevil YÜCEL, Ocak 1990

3,6 dakikalık okuma 23 Ocak 2016

Yorum yazabilirsiniz

Yazar hakkında: Sevil YÜCEL

Sevil YÜCEL
FARKINDALIĞIN MUCİZESİ (Kitap önerisi)
POZİTİF PSİKOLOJİ (Kitap önerisi)