AYNANIN SIRRI
Bundan yıllar yıllar, hatta yüzyıllar önceydi. Bir kraliçe sordu bana “ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada?”
Böyle bir soruya ne denirdi ki. Ben de beklenen cevabı verdim. “Yok” dedim “sizden güzeli yok, kraliçem”.
İşte o gün karar verdim, gerçekleri saklamaya. O günden sonra ‘’yok mu?” diyenlere “yok”, “var mı?’’ diyenlere “var”, “şöyle değil mi?” diyenlere “evet, öyle” dedim. Çünkü, gerçekleri görmek değil, gördüklerinin gerçek olduğuna inanmak, gerçekmiş gibi davranmak istiyorlardı. Hakikati aramak yerine, kendi gerçekliklerini kutsamayı tercih ediyorlardı. Ona da “tamam” dedim, hatta ona da hizmet ettim.
“Neden?” diyeceksiniz, “neden böyle bir şey yaptın?”. Belki çoğunuz bunu anlamlı ya da ahlaklı bulmayacaksınız. Ama gerçeği söylemeyi denemedim sanmayın.. Defalarca söyledim. Dinlemediler. Dahası, suçu bana yüklediler. “Bu ayna çok kilolu gösteriyor” diyen de oldu, “bu ayna puslu” diyen de…
O gün bugündür tüm hakikati, bir sır yapıp insanların bakmadıkları arka yüzüme sakladım. Şeffaflığımdan feragat edip diğer yanımı kararttım.
Olsun… Elbet bir gün gerçeği soracaklar, “anlat” diyecekler, “tüm bildiklerini, tüm biriktirdiklerini”.
İşte o zaman, ne yapacağım biliyor musunuz?…
Yoook değil… Sandığınız gibi değil.
Onca sırrı taşımak beni de değiştirdi. Anlatmayacağım onlara biriktirdiklerimi. “Boş verin” diyeceğim “boş verin, geçici benliğinizi. İnanın bunlar olamaz sizin gerçeğinizin bir zerresi’’.
O gün bütün sırrımı dökeceğim. Böylece bana bakan, görecek kendi ötesindeki kendini. Seyre dalacak görünenin ardındaki o muazzam derinliği… zamansız, sonsuz hâlini…
09 Şubat 2020, Özlem Kaya, Yazımsamalar




