Kitabın Adı: Fusûsu’l Hikem
Yazar: Muhyiddin İbn Arabî
Çeviren ve Şerh Eden: Ekrem Demirli
Yayınevi: ALFA Yayınları, Haziran 2019 (2. Baskı)

“Kalbime gelenleri yazdım” der İbnü’l Arabi. İslam düşünce tarihinin en önemli entelektüellerinden biridir. Önemli eseri Fusûsu’l Hikem bir rüyaya dayanır. Bu rüyada İbnü’l Arabi, Hz. Peygamber’in kendisine bir kitap verdiğini ve onu insanlara ulaştırmasını istediğini belirtir. Eser tasavvuf düşünürleri tarafından şaşırtıcı, sıra dışı kabul edilmektedir.

‘Fas’ bir yüzük üzerine yerleştirilmiş kıymetli taş anlamına gelir. Fusûs, faslar demektir. Hikem ise bilgelik. Haddimizi biraz aşsak da “Fusûsu’l Hikem”in bizim gönlümüzdeki çevirisi ‘bilgelik pırlantaları’. Kitapların adını kabullenmeyip değiştirdiğimiz oluyor bizim. Daha önce de benzer değişiklikler yaptığımızı görebilirsiniz.

Arabi her bir fas’a ayrı bir peygamber adı ile başlamış, ardından o fas’a özel bir hikmeti işlemiştir. Örneğin: 3. Fas: Nuh kelimesindeki tenzih hikmeti.  12. Fas: Şuayb kelimesindeki kalp hikmeti. 18. Fas: Yunus kelimesindeki nefes hikmeti.

Fusûs’un farklı çevirileri de var elbette ancak bizim Ekrem Demirli’nin şerhini tercih etme sebebimiz hem çeviriye göstermiş olduğu özen hem de şerhteki bakış açısı. Ekrem Demrli’nin bir söyleşisinde yer alan görüşlerini paylaşmak konuya açıklık getirecektir. Yürekli okuyuculara Fusûs’l Hikem tavsiyemizdir.

“Türkiye’de bilgi ile insan arasındaki engelleri azaltmaksızın edebiyatta, tefekkürde, sanatta sağlıklı bir düşüncenin gelişmesi mümkün değil. Düşüncenin olmadığı yerde dile hamaset hakim olur. Hamaset şöyle konuşur: ‘Falanca büyüktür, çok önemlidir’ ‘Filanca önemli değildir, bizde daha iyisi vardır’. Bilgi, hamaseti dışlar ve gerçeğin serin tabiatıyla yüzleşmeyi sağlar. Artık şöyle konuşuruz: ‘Falan şöyle der, bu düşünce çağımız için doğrudur’ ‘Filancanın düşüncelerinde şunları, şunları görüyoruz’. Ben Türkiye’de çalıştığım alanla ilgili söylemi hamasetten kurtarmak istedim. Meselenin aslı budur.” Ekrem Demirli