Hayatın engebeli yollarında yürürken tökezlediğimizde en acımasız eleştirmenimiz kim? Eşimiz, annemiz, arkadaşımız ya da yakınlarımızdan biri mi, yoksa kendimiz miyiz? Nasıl yaklaşıyoruz kendimize bir “hata” yaptığımızda ya da “başarısız” olduğumuzda? Acımasız bir şekilde eleştiriyor muyuz? Yoksa yolu birazcık da olsa kolaylaştırmaya çalışıyor muyuz kendimiz için? Bir nefes hakkı tanıyor muyuz kendimize ?

“Şefkatiniz öz-şefkati içermiyorsa, eksiktir.” Jack Kornfield

Öz şefkat, kendimizi iyi halimizle, kötü halimizle, başarı ve başarısızlıklarımızla, ışıklı ve gölge yanlarımızla, olduğumuz gibi bir bütün olarak kabul edebilmek ve sevebilmektir. Kalbimizi açarak sevdiklerimize kolaylıkla verebildiğimiz ancak kendimizden esirgediğimiz ya da dışarıdan/başkalarından beklediğimiz kabul, sevgi, özen ve nezaketi kendi kendimize koşulsuzca verebilmektir.

Öz şefkatli olmanın ilk aşaması, yaşadığımız deneyimi reddettiğimizin ya da kendimizi eleştirdiğimizin farkına varabilmektir. Bunun için zihnimizdeki düşünce ve duyguları göz ardı etmeden, kaçınmadan ya da abartmadan oldukları gibi yorumsuz ve yargısız farkındalıklı olarak gözlemlememiz gerekir. Bu farkındalık, kendimizi düşünce ve duygularla tanımlamamamızı ve böylece olumsuz bir tepkiselliğe kapılmamamızı sağlar. Yaşadığımız deneyimi ya da içinde bulunduğumuz hallerimizi açık ve net olarak görüp KABUL edebilmemiz, zorluklara/olumsuzluklara birer engel değil de birer basamak olarak bakabilmemizi kolaylaştırır.

Öz şefkatin en önemli unsurlarından biri, problemlere, eksikliklere/kusurlara sahip olmanın  insanlığın ortak deneyimi olduğunu hatırlamaktır. Böylece, kendimizi bu problemleri yaşayan ya da eksikliklere/kusurlara sahip olan yalnız biri olarak görmekten öteye geçerek insanlığın/bütünün parçası olduğumuzu idrak ederiz.

Her birimizde bulunan potansiyel kaynak, istiridyenin içindeki inci tanesi misali keşfedilmeyi/uyandırılmayı bekler. Bu potansiyel,  zor bir anımızda; ”Şu an çok zor bir an, şu anda neye ihtiyacım var?” diye kendimize sormak, bazen elimizi kalbimizin üzerine koyarak o temasın bedenimizde yarattığı sıcaklık ve  yumuşaklığı hissetmek, bazen de  kendimize gülümsemekle ortaya çıkabilir. Bunun ardından içten gelen o şefkatli ses, bizi en derindeki varlığımızla, ÖZ’ümüzle buluşturur. ÖZ’ümüzden gelen şefkat durgun suya atılmış bir taş gibi dalga dalga yayılır. Kendimize karşı ŞEFKAT gösterebilmek, kendini BÜTÜN’e açmak ve onunla birlikte yola devam edebilmektir.

Hayatın olumsuz gördüğümüz yönleriyle, eksiklik/kusur olarak tanımladığımız hallerimizle barışıp hepsini kapsadıkça, bütünü algılayarak deneyimlerimizi daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirebiliriz. Böylece, ÖZ varlığımızdan kaynaklanan kararlar ve eylemlerle yeni ufuklara doğru ilerleriz. BARIŞtığımız her halimiz, bütün içindeki tüm parçalarımızla barışmanın yolunu açar. Bu hal, BÜTÜN’ün içindeki barışın yaşanır ve görünür olmasını sağlayarak herkese ve herşeye yansır.

Tülay EROL, Mart 2018

SESLENDİRME:
Yazar: Tülay EROL – 01 Ocak 2019
Seslendiren: Tülay EROL
Fon Müziği: Secret Garden; Rolf Lovland 

 

3 dakikalık okuma 1 Ocak 2019 , , ,

Yorum yazabilirsiniz

Yazar hakkında: Tülay EROL

Tülay EROL
KENDİNİ ARAYAN İNSAN (Kitap Önerisi)
Bilinç Benimle Başlar Çalışmasının Amacı