Yeni Bir Ben Yaratmak – Dr. Gül YILMAZ ÇINAR – Eylül 2013

Yaşamlarımızın otomatize olarak gittiğini düşündüğümüz, bazen değil saatlerin, geçen günlerin bile farkında olmadığımızı söylediğimiz, sanki arkasından koşturarak yetişmeye çalıştığımız bir zamanın varlığından bahsettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Yaşanan tüm bu kovalamaca, aslında artık pek çok insandan duyar olduğumuz kendi içine dönüş ve arayış yolculuğunun bir aracı oluyor.

Bu arayış sürecinde hepimizin farklı beklentileri ve istekleri  var; kimimiz “daha mutlu olmak” , kimimiz “daha az stresli, öfkeli olmak”, kimimiz ise “daha huzurlu olmak” ve benzerleri için bu yolculuğa çıkarız ve değişmeyi bekleriz. Değişim evet, bizim kişiliğimize katkıda bulunabilir, tıpkı evimize yeni bir koltuk koymak ya da renkleri değiştirmek gibi. Kendimizi farklı hissedebiliriz, bizi mutlu eden yeni davranışlar geliştirebiliriz. Tepkisel doğamızı, ani çıkışlarımızı törpüleyebilir, sonuçları önden sezinleyerek proaktif yaklaşımlar sergileyebiliriz. Tüm bu değişimler güzel ama asıl doğamıza ve dinginliğe  bizi taşımak için yetersiz kalabilir.

Bu kapıyı açacak şey daha derinlerde, içimizde yaşanacak olan bir dönüşümdür.  Böyle bir süreçte, tüm zihinsel kalıplarımız etkilenecek ve beklediğimiz yere değil belki de hiç bilmediğimiz hatta ummadığımız bir yere açılıverecektir kapı. Belki biz yola çıkarken “daha mutlu olmak” istemişizdir, ama dönüşüm sürecinde kendi derinliklerimize tüm samimiyetimizle ve açık kalbimizle bakmaya başladığımızda gizlenmiş olan olumsuz duygulanımlarımız, korkularımızla karşılaşabiliriz. Bu önceleri ürkütebilir bizi, daha huzursuz ve mutsuz hissedebiliriz. Hatta konforlu yuvamızdan atılmış, güvendiğimiz bir limandan çıkarılmış gibi hissedebiliriz. Değişimle beraber daha yumuşak, daha huzurlu bir hayat yaşamayı beklerken kendimizi fırtınalı bir vadide bulabiliriz..

Biz kendimizin daha iyi ve üst bir versiyonunu beklerken bu yönlerimizle karşılaşmak bizi bu noktada yıldırabilir. Belki dönüşümümüzdeki ilk durak biraz zorludur, evet.  Ama içtenlikle ve kararlılıkla devam edersek tüm zihinsel kalıplarımızdan, yüklendiğimiz ve yıllardır taşıdığımız duygulanımlar, yaralar ve hatıraların yükünden özgürleşme bekler bizi. Bu, dışarıdan destekle veya motivasyon ile yaşanabilecek bir dönemden ziyade içten dışarı doğru gelişebilecek ve bizim niyetimizle ve içtenliğimizle yürütebileceğimiz bir süreçtir. Bu sürecin sonunda “değişimek isteyen veya mutlu olmak isteyen ben” dönüşecektir.

Yolun başında arabamızın siyahdan pembeye dönüşmesini bekliyorken sürecin sonunda belki arabanın beyaz bir ata dönüştüğünü gözlemleyebiliriz. Tıpkı tırtılın bambaşka bir varlığa dönüşmesi, kelebek olarak hayata gözlerini açması gibi.

Dönüşüm, bizim hayat aracılığıyla kendimizi yeniden yaratma sürecimizdir. Dönüşüm bir keyiftir. Zorlu olabilir ama her an yeni bir yola, yeni bir bilinmezliğe ve yeni kendimize açılan bu kapıda merak keyifli kılar bu süreci.

2,9 dakikalık okuma 27 Eylül 2013

Yorum yazabilirsiniz

Yazar hakkında: Fatmagül Yılmaz ÇINAR

Fatmagül Yılmaz ÇINAR
UYKUSUZLUĞUN ERDEMİ
KAVAKLIKTA KAYBOLDUM (Öykü Bahçesinden)